Sorunlarımız

 Şüphesiz problemler, problemin olduğu yöne bakmayarak çözülemez.

 

TÜRKİYE ANESTEZİ TEKNİSYEN ve TEKNİKERLERİNİN SORUNLARI

Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri; cerrahi operasyonlarda ve anestezi ile gerçekleşen müdahalelerde, hastaları anesteziye hazırlayan, operasyon öncesi, sırası ve sonrasında hastanın hayati fonksiyonlarını kontrol ederek anestezinin salimen başlatıp sonlandırılmasını ile operasyon sonunda hastanın derlenerek servise güvenle gitmesini sağlayan sağlık personelleridir. Gerek anestezi işlemlerinde gerekse hastane içinde ki farklı alanlarda, in-vaziv ve non-invaziv birçok işlem Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri tarafından gerçekleştirilmektedir. Günümüzde anestezi uygulama alanları artarak ameliyathanelerin dışına da taşmıştır. Ameliyathane dışı anestezi işlemleri ile bugün; girişimsel bir çok işlem, tanı ve tedavi amaçlı bir çok müdahale, anestezi altında hastaya ızdırap vermeden yapılabilmektedir. Ayrıca sayısı her geçen gün artan algoloji bölümlerinde ağrı ekiplerinde de Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri her geçen gün daha fazla görev almaktadır.

Kanun ve yönetmeliklerde yukarıdaki görevler ile sınırlı kalmamıza rağmen uygulamada Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri, hastanelerde birçok kritik işle de görevlendirilmekte ve sayısız hayati müdahalede bulunmaktadırlar. Günümüzde görev tanımlarında olmamasına rağmen; solunum ve kalp durması esnasında hastayı tekrar hayata döndürmekle görevli mavi kod ekiplerinin öncelikli elemanı, yine hayati tehlikesi bulunan hastaların ambulansla naklinde görevli sağlık teknikeri, ameliyat bitiminde hastaların ameliyathanelerden servise gidişinde refakatçi sağlık elemanı, postop ve pre op. ünitelerinde görev almaktadırlar. Hatta yoğun bakımlarda hasta servislerinde ve acil servislerde hemşirelik hizmetlerinde, polikliniklerde tıbbi sekreter ya da genel idare memuru olarak bile meslektaşlarımızın çalıştığını görmekteyiz.

Yukarıda bahsi geçen görevler Anestezi Teknikerliğinin görev tanımında yer almasa da sahip olduğumuz beceri ve sağlık personeli olmanın verdiği sorumlulukla hastalara en iyi şekilde hizmet etmeye çalışıyoruz. Burada akıllara bazı sorular gelmektedir; özellikle ülkemizde bu denli geniş bir iş yelpazesinde görev tanımı dışında çalışmak durumunda kalan başka bir sağlık çalışanı var mıdır? Ülkemizde bu kadar farklı ve zor işi üstlenmiş ve her geçen gün uygulama alanı genişleyen Anestezi Teknisyen ve Teknikerlerine yeterli istihdam sağlanabilmekte midir? Bir diğer önemli soru ise ülkemizde zamanın şartları doğrultusunda ön lisans ile sınırlandırılmış Anestezi Teknikerliği eğitimi bugün bu ihtiyacı karşılayabilmekte midir?

Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri, anestezi uygulamalarının ve ekibinin önemli üyelerinden biridir. Türkiye'de Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri sağlık meslek liselerinin anestezi bölümlerinden Anestezi Teknisyeni unvanı ile ya da üniversitelerin sağlık meslek yüksek okullarının anestezi programlarından mezun olup Anestezi Teknikeri unvanı kazanarak anestezi takımının birer üyesi olurlar. Son yıllarda yapılan yasal düzenlemeler sonucu sağlık meslek liselerinin anestezi bölümleri kapatılmıştır. Dolayısıyla nitelikli hekim dışı anestezi personeli ihtiyacı sadece üniversitelerin anestezi programlarından karşılanır olmuştur. Bu gelişme ile Anestezi Teknisyenliği tarihe karışarak çok genç yaşlarda meslek hayatına atılan ve insan hayatının sorumluluğunu omuzlarına yüklenmenin zorluğu bir nebze de teknisyenlerin sırtından alınmıştır. Ancak bu durum hale hazırda Anestezi Teknisyeni olarak mezun olmuş ve atama bekleyen üyelerimizin atanamama sorununu ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla Anestezi Teknisyeni unvanına sahip olanlar için bir kariyer haritası oluşturma ihtiyacı hâsıl olmuştur. Ayrıca kapatılan lise programları anestezi gibi özellikli ve her geçen gün gelişen bir alanda ön lisans eğitiminin yetersizliğini gün yüzüne çıkarmıştır.


Bugün Anestezi Teknikeri olabilmek için; anatomi, fizyoloji, ilâçbilim, dâhiliye, cerrahi vb. multidisipliner alanlara hâkimiyet, farklı biyomedikal cihazları kullanabilme becerisi ve anestezi pratiğine dair çeşitli hazırlıkların bilgisine sahip olmak gerekir. Yaşadığımız çağda, her geçen gün bilgi havuzu derinleşmekte ve büyümektedir. İşimiz gereği bu gelişmelere hâkim olmamız istenmektedir. Elbette bu istekleri günümüzde iki yıllık sertifikasyon benzeri bir eğitimle karşılamak mümkün değildir. Derneğimize öğrenci ve yeni mezun meslektaşlarımızdan gelen şikâyetler arasında ders sayısının ve içeriklerinin yetersizliği, staj olanaklarının azlığı, ders veren eğitmenlerin ilgisizliği ve umarsızlığı başlarda yer almaktadır.

Anestezi Teknikerliği programlarında yaşanan günün ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak eğitim sorunlarını, atamalarda yaşanan yetersizlikler takip etmektedir. En son yapılan atamada sadece 452 Anestezi Teknikeri alınmış Anestezi Teknisyenlerine kadro bile açılmamıştır. Bununla beraber verilen mezun sayısı ise katlanarak artmaktadır. Bugün anestezi mezun sayısı 80.000'e dayanmıştır. Ne yazık ki her geçen gün yeni bir anestezi programı açılmakta ve işsizler ordusu katlanarak artmaktadır. Artık nicelik yerine nitelikli programlara ve mezunlara ihtiyaç duyulmaktadır. Atamalar ya da özel sektörde ki iş olanakları bu kadar mezunu istihdam etmekten çok uzaktır. Her geçen gün kadro sayısı azalırken mezun sayısı artmaktadır. Birçoğunu üzülerek gözlemlediğimiz nitelikten uzak, alt yapı ve kadroları yetersiz sağlık meslek yüksekokulu anestezi programlarının pek çoğunun uygulama hastanesi ve laboratuarları dahi bulunmamaktadır. Dolayısıyla burada eğitim alan öğrenciler yeterli staj imkânına sahip olamamaktadırlar. Sonuç olarak hasta ve çalışan güvenliği ile ilgili ileride ciddi sorunlar yaşamamız içten bile değildir. Ortada büyük bir planlama hatası olduğu açıktır. Birçok vakıf ve özel üniversitede açılan anestezi bölümü ile amaç sağlık sektörüne nitelikli iş gücü sağlamaktan ziyade eğitiminden rant sağlamaya dönüşmüştür.

Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri Derneği (ATTD) olarak başlıca amacımız; insan hayatına kritik dokunuşlar yapan Anestezi Teknikerlerinin daha iyi bir eğitim seviyesine kavuşması ve buna uygun görev tanımları ile kadro istihdamını arttırmak olmuştur. Bunun için hekim dışı anestezi çalışanlarının eğitimi dünyada ki çağdaş emsalleri gibi kendi adı ve unvanı ile lisans programı haline getirilmeli ve mevcut çalışanlara da bu alanda lisans tamamlama imkânı mutlaka tanınmalıdır. Yüksek Öğretim Kurumu ve Sağlık Bakanlığının sağlık meslekleri adına oluşturduğu gelecek projeksiyonunda, anestezi teknikerliği eğitimi ve kadrolarında bir genişleme öngörülmüyor ise bu alandan mezun olan ve kendini geliştirmek isteyen mezunlara okudukları alana yakın ve sağlık sistemine katkı sağlayacak branşlara geçiş imkânı ile lisans tamamlamanın önü açılmalıdır. Ne yazık ki mevcut lisans tamamlama programları bunu sağlamaktan uzaktır. Bu sayede bu kutsal görevi yerine getiren sağlık personeli hak ettiği saygıya ve yeni iş imkânlarına kavuşabilecektir. ATTD olarak kendi unvanımızı koruyabileceğimiz bir alanda lisans tamamlamanın önceliğimiz olduğunu belirtiriz.

Bilginin bir çığ gibi büyüdüğü çağımızda, hukuki düzenlemelerle tıbbi hatalar karşısında uygulanan cezai yaptırımların da arttığı görülmektedir. Hekimler muhtemel hukuki sorunlar karşısında mecburi sigorta ile korumaya tabii tutulurken, aynı cezai yaptırımlara maruz kalabilen Anestezi Teknisyen ve Teknikerlerine hiçbir koruma sağlanmamaktadır. Artan yetki ve sorumlukların eğitimle desteklenerek sigorta şemsiyesi altına alınmalıdır. Bu bilgiler ışığında birçok riski içinde barındıran anestezi iş kolunun biz çalışanları; daha iyi bir eğitim ve güvence içinde çalışmayı istemekteyiz. Zaman içinde eğitim ve güvenlik talebi bir istekten ziyade bir ihtiyaca dönüşmüştür.

Ülkemizde hemşirelik ile anestezi teknikerliği tarih içinde farklı gelişmiştir. Ayrıca başta Hemşirelik Meslek Kanunu, Tababeti Şuabat Kanunu, Mesleki Yeterlilik Kanunu ile diğer kanun ve yönetmeliklerle tüm sağlık meslekleri tanımlanmış ve birbirlerinden ayrılmıştır. Kanun ve yönetmeliklerde Anestezi Teknikerliğinin görev tanımı ve bu mesleği kimin yapabileceği açıklıkla ifade edilmiştir. Yine Tababeti Şuabat Kanununun ilgili maddelerinde Anestezi Teknisyeni unvanı dışında bu mesleği icra etmeye kalkanlara 1 ila 3 yıl hapis ve para cezası verileceği açık bir şekilde ifade edilmiştir. Bu kadar kanun ve yönetmeliğe karşı birçok kamu ve özel hastanesinde halen anestezi teknisyeni olarak hemşire, sağlık memuru, acil tıp teknisyeni vb. sağlık meslek mensupları teknisyen kadrolarında çalıştırılmaktadırlar. Bu durum bin bir emekle okuyup bunun karşılığını alamayan anestezi teknisyen ve teknikerlerini derinden yaralamaktadır. Bahsi geçen meslek gruplarında atamalar anestezi teknisyenlerine oranla çok daha fazladır. Üstelik bu meslek gurupları KPSS' den aldıkları çok düşük puanlarla bile atanabilirken, anestezi mezunları 85 puanlarla bile atanamamaktadırlar. Bu durum atamalarda liyakat unsurunu ortadan kaldırırken üniversite eğitimini de anlamsızlaştırmaktadır. Ayrıca kamu ve özel hastanelerde istihdamın artırılarak, kadroların liyakat temelli yapılmasını istemekteyiz. Maalesef tüm çabalarımıza rağmen ilgili kurumlardan bu konuya dair sağlıklı bilgiye erişemediğimiz gibi taleplerimize olumlu bir karşılıkta alamamaktayız.

Meslektaşlarımız tarafından derneğimize yapılan şikâyetlerin bazılarını görev ve yetki dışında çalıştırmalar oluşturmaktadır. Pandemi öncesinde de sıklıkla rastladığımız bu tip görevlendirmeler beraberinde ciddi hasta ve çalışan güvenliği sorunlarını beraberinde getirmektedir. Anestezi Teknikerleri zaman zaman hemşirelik mesleği sınırlarına giren yoğun bakım ve acil serviste hasta bakımından sorumlu tutulabiliyor ya da acil tıp teknisyeninin yapması gereken ambulansla hasta nakil hizmetini hatta bazı hastanelerde tıbbi sekreter olarak polikliniklerde hiçbir eğitim almadığı işlerde görevlendirilebiliyorlar. Yapma selayetleri ve eğitimleri bulunmayan bu görevlendirmelere hasta güvenliği dolayısıyla itiraz eden meslektaşlarımız ise çeşitli tehditlere ve yıldırmalara maruz kaldığını da üzülerek işitmekteyiz. Hastane içinde bir servisten başka bir bölüme hasta transferi, ambulans ile hasta nakli, yoğun bakım, acil ya da serviste hasta bakım hizmetleri Anestezi Teknikerlerinin görev tanımlarında ve mevcut eğitimlerinde yer almamaktadır. Dolayısıyla bu alanlarda yapılan görevlendirmeler kanun ve yönetmeliklere de aykırıdır. Ayrıca çoğu zaman keyfi yapılan bu görevlendirmeler de meslektaşlarımız asıl görev yerleri olan ameliyathaneleri teknisyensiz bırakmak zorunda kalmaktadır. Anestezi Teknikerliği özellikli ve uzmanlaşma gerektiren bir branştır. Bu sebeple herhangi bir sağlık personelinin hiç bilmediği bu görevi yerine getirebilmesi mümkün değildir. Böylesi bir durum hasta güvenliği açısından ciddi riskleri içerisinde barındırmaktadır. Bahsi geçen hizmetleri bunun eğitimini almış kişilerce yapılması en doğru yöntemdir.

Anestezi Teknikerlerinin sorunları maalesef sadece eğitim ve keyfi görevlendirmelerle de sınırlı değildir. Meslektaşlarımızın çalışma ortamından ve kullanılan materyallerden kaynaklı da birçok sorunu vardır. Bilindiği üzere ameliyathaneler zorlu çalışma alanlarıdır. Birçok kişinin kolay tolere edemeyeceği hadiseye buralarda şahit olmak mümkündür ve görevimiz gereği bu olaylara müdahale etmek durumunda kalırız. Çalışırken radyasyona ve atık gazlara maruziyet, doğal ışık ve atmosferden yoksun kalma ve birçok enfeksiyonla bulaş olma ihtimali ile karşı karşıyayız. Birde bunlara anestezi biliminin içerdiği zorluklar, yoğun, uzun, yorucu ve stres yüklü mesai saatleri ile performans kaygısı eklenince baş etmesi güç bir tablo ile karşılaşılabilmektedir. Nitekim bu durumla baş edemeyen birçok arkadaşımız tükenmişlik sarmalına kapılabilmektedir. Maalesef tükenmişliğin pençesinde, içinde bulundukları çaresizlikten kurtulmanın yolunu bir takım narkotik ve anestezikleri kendi bedenlerinde kullanarak arayabilmektedirler. Sonu çoğu zaman ölümlerle sonuçlanan bu arayışın nedenleri ve çözümü noktasında elimiz kolumuz bağlı ya da kayıtsız kalabilmek mümkün değildir.

Basın organlarında her yıl ölümle sonuçlanan birçok vakaya rast gelmekteyiz. Bu tür vakalar çoğu zaman gizlenmeye ya da kalp krizi olarak raporlara yansımaktadır. Halen bağımlığın pençesinde olan pek çok arkadaşımızın da olduğu duyumlarımız arasındadır. Bu konu ile alakalı olarak taşıdığımız sorumluluk bilinciyle üyesi bulunduğumuz Sağlık Çalışanlarının Sağlığı Platformu ile farklı çalışmalar yürütüyoruz. Yakın zamanda bu olgunun sebeplerini ortaya koymak çözüme kavuşturmak adına, Türk Tabipler Birliği, Adli Tıp Derneği, Türk Anestezi ve Reanimasyon Derneği ve Türkiye Psikiyatri Derneğinin katılımıyla bir anket çalışması gerçekleştirdik. Bu ankette bizim adımıza ortaya çıkan en dikkat edici sonuç, anestezi çalışanları arasında en fazla tükenmişliğe maruz kalan, aidiyetini kaybetmiş ve stresle baş edemeyerek iş yükü altında ezilen grubun biz anestezi teknikerleri olduğu gerçeğidir. Anestezi çalışanları arasında internet kanalıyla doldurulan anketlerin ayrıntılarına www.anestezitek.org.tr adresinden de ulaşılabilir.

Şüphesiz bu iş yükünden kurtulmanın başlıca yolu istihdamın artırılmasıdır. Bilindiği üzere her ameliyat odasına bir anestezi teknisyeni olması yasal gerekliliktir. Sağlık Bakanlığının istihdam kriteri ise genelde oda sayısının 1.4 katı olarak yapmaktadır. Ancak bu rakamlara birçok bakanlık hastanesinde bile ulaşılamamaktadır. Üniversite ve özel hastanelerde durum daha da kötüdür. Bu hesaplamalar baz alınarak yapılan atamalar anestezi teknisyenine olan ihtiyacı karşılamaktan uzaktır. Bu sebeple Anestezi Teknikerleri çoğu zaman yoğun mesai harcamakta uzun ve sıklıkla nöbet tutmak zorunda kalmaktadır. Zamanla anestezinin çalışma alanının genişleyerek ameliyathane dışına da çıktığı unutulmamalıdır. Bugün hastanelerin mavi kod ekibinin çoğu Anestezi Teknikerlerinden oluşmakta, ayrıca onkoloji, girişimsel radyoloji, MR, BT, endoskopi, kolonoskopi, ERCP taş kırma, gibi daha birçok işlem artık anestezi eşliğinde gerçekleşmektedir. Bu bölümlerde de anestezi vermek için teknikerlerden oluşan ekipler oluşturulmaktadır. Genişleyen anestezi iş alanı ve her sene çoğalan anestezi teknikeri mezun sayısı da dikkate alınarak personel hesaplamalarının operasyon odası sayısının iki katı olacak şekilde gerçekleşmesinin uygun olduğunu düşünmekteyiz. Bu oranların yönetmelikler ile teminat altına alınmasını istiyoruz.

Anestezi çalışanlarının karşılaştığı, anestezik gazların ortama salınması neticesinde maruz kalınan zehirli gazların solunması, kesici delici alet yaralanmaları ve bu yaralanmalar kaynaklı viral ve bakteriyel enfeksiyonlar, radyasyona maruziyet, doğal ışık ve havalandırmadan kaynaklı sağlık sorunları ile çalışma ortamına bağlı ergonomik problemlerin yol açtığı kas iskelet hastalıkları, ağır iş yükü ve stres kaynaklı rahatsızlıklar, ameliyathane ortamında çalışanların sağlığı üzerine eğilmeyi kaçınılmaz kılmaktadır. Dolayısıyla bunca tehlike ve risklerle bir arada çalışan biz anestezi teknikerlerine en az beş yıla bir yıl olacak şekilde yıpranma payı ve erken emeklilik hakkı tanınmalıdır. Ayrıca çalışma ortamına dair bahsi geçen risklerin ortadan kaldırılması ya da minimize edilmesi adına kapsamlı çalışmalar ve iyileştirmeler yapılmalıdır.

Sağlık sisteminde son zamanlarda hızlı bir dönüşüm yaşanmış ve bu dönüşüm sonucu sağlık çalışanları bazı olumsuzluklarla karşı karşıya kalmıştır. Bunlar arasında çalışanlara yönelik artan şiddet olayları, yine çalışanlar arasında her geçen gün artan tükenmişlik hissi ve performans kaygısının sebep olduğu azalan hizmet kalitesi sayılabilir. Çalışan memnuniyetinin her geçen gün düştüğü rahatlıkla ifade edilebilir. İçinde bulunduğumuz bu süreçte artan sağlıkta ticarileşmenin bir sonucu olarak adeta sayısal veri hastalığına tutulunmuştur. Sonuç olarak nitelikten ziyade niceliğe odaklanılmış, hastaneler sağlık kuruluşu olmaktan çıkarak ticari bir işletmeye dönüşmüştür. Kar ile beslenen birer organizma dönüşen sağlık kuruluşları felsefesi tüm kamu hastanelerine adeta bir hastalık gibi nüfuz etmiş ve toplumun her alanını sarmaya başlamıştır.

Elbette tüm vatandaşlarımıza eşit, kaliteli ve sürdürülebilir bir sağlık hizmeti sunmak başlıca görevimizdir. Bu sebeple sınırlı olan kaynakları etkin ve verimli kullanmak hepimizin sorumluluğudur. Burada vurgulamak istenen insanın bir maden ya da metaa gibi görülmesidir. Çalışanlara çıkarılıp tüketilen bir kaynak gibi gören anlayıştaki sakatlığa dikkat çekmek gerekir. İnsan çalışırken tükenen ya da tüketilen bir kaynak olmamalıdır. Sağlık çalışanları hastanelerin bir girdisi ya da tüketilen sermayesi değildir. Çalışanlar kurumların temel unsurlarıdır. Unutulmamalıdır ki insanlar kurumlar için değil, kurumlar insanlar için vardır. Bu sebeple insanlar sadece çalıştıkları için sağlıklarını ya da hayatlarını kaybetmemelidir. Şüphesiz problemler, problemin olduğu yöne bakmayarak çözülemez. Öncelikle problemin ne olduğunun tespiti yapılmalı ve doğru tedavi uygulanmalıdır. Çözüme giden en akılcı yol ve yöntem budur.

Sonuç olarak yukarıda bahsettiğimiz hususların doğrultusunda, sorunlarımıza ve bunlara yönelik sunduğumuz çözüm önerilerine yetkililerin dikkate almasını arzu ederiz. Bizler gibi görevi insanlara şifa dağıtmak olan sağlık çalışanlarının kendi mesleki standartlarını yükselterek insanlığa katkı sunmalarının en doğal hakları olduğunu düşünüyoruz.

Saygılarımızla

Hasan Uygur KOÇ

Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı